Başkanimizin Mesaji


Hepimizin bir var oluş gerekçesi vardır. Yaradan hepimize bir anlam ve görev yüklemiştir. Hiç şüphesiz ömrümüz bu görevi ifa ile geçer ve hiçbirimiz bu kutsal görevimizden bir an olsun kaçamayız.

Herkesin ayrıca bir de öyküsü vardır ve bu öykü üzerine inşa ettiği bir kimliği ve kişiliği vardır. Dünyaya gelmemizi anlamlı kılacak bir yol ve yöntem arayışıyla geçer ömrümüz.

Kimimiz benim gibi bir tarla kenarında merhaba der hayata. Kimimiz de pamukların içinde doğarız. İçinde doğduğumuz hayat geri kalan ömrümüzün de ip uçlarını verir gören gözlere, hisseden gönüllere.

Beni yakından tanıyanlar bilir, kimsesizliği derinden yaşadığım için olsa gerek, nerede bir çaresiz insan görsem gönül gözümden yaşlar boşalır, kimi zaman dışarı aktığı da olur. Ama bu yaşlar çoğu zaman çaresizliğin ya da zavallılığın sembolleri olmadılar. Çoğunlukla bu çaresizliği nasıl olur da fark edemediğime dair üzüntülerimin ifadesi oldular.

Varoluşumu çaresizlere ve onur sahibi yoksulların elinden tutmaya özdeşlediğimi, zenginliğin de yoksulluğun da temel insani değerlerle buluştuğu anda anlam kazandığına inandım hep. Paylaşılmayan nimetin çoğalmayacağına, paylaşılmayan hüznün ve acının azalmayacağına olan inancım sanki kişisel anayasam gibi benliğime kazındı hep. Geride bıraktığım hayatın bana öğrettiği yıkılmaz gerçeklik budur. Bilirim ki: ALLAH mazlumların yakarışını işitir ve zalimleri de şiddetle cezalandırır. Mazlumun ve onurlu yoksulun vaktin bir saatinde ellerini yaradanına kaldırarak intizarından herkes korkmalıdır. Yüce yaradanın dışında her varlık ALLAH'a muhtaçtır. Mazlumun ahından sakınmalıyız. Çünkü onunla ALLAH arasında hiçbir perde yoktur.

Ayaklarımın üstünde kalabildiğim andan itibaren genelinde ülkeme yararlı olmaya çalıştım. Özelinde de yumuşak karnım olan Karadenizimize ve onun kültür hayatına yönelik çalışmalarda bayrağı hiç bırakmadım. Sosyal hayatın hep içinde oldum.

Çeşitli görevlerden sonra başına geçtiğim Türk Kızılayı'nda yardım ve dayanışma kültürümüzü ülke sınırlarından aşıp tüm dünyaya yayma şansını yakaladım. Sekiz yıllık süre, seven-sevmeyen: yerli-yabancı tüm kamuoyunca Türk Kızılayı'nın en başarılı ve parlak yılları olarak kabul ediliyorsa; bunun nedeni aslında yardımseverlik ve hakkı pek de verilemeyen Anadolu cömertliğidir. Bir kez değil, yüzlerce kez yoksulun da zenginin de cömertliğine şahit olan birisi olarak, İngiliz Yazar Jack London?ın sözünden esinlenerek diyoruzki. ?Cömertlik, ihtiyaç sahibine kullanmadığını vermek değil, cömertlik senin ihtiyacın olanı bir başka ihtiyaç sahibi ile paylaşabilmektir". İşte Anadolu insanının cömertliği de bu derece kutsaldır.

Hayatımın her safhasında yardımlaşma faaliyetlerine devam etmek adeta bir zorunluluktu benim için. 17 lik bir delikanlı gibi yollara düşmeyecek olsam da artık, 30 yaşın olgunluğuyla da çok şeyi başarabileceğimi, bir çok sessiz çığlığa derman olabileceğimi ve özellikle öğrenim hayatına devan etmek isteyen yoksul ve başarılı öğrencilerin ellerinden tutabileceğimi düşündüm. Bir grup yürekli ve karşılıksız iyilik gönüllüsü arkadaşımla bu doğrultuda VAKIFAY Derneği'ni kurduk.

VAKIFAY, toplumların ancak insana yaptığı ya da yapabildiği yatırımlar kadar gelişip mutlu olacağına inanıyor. Ve bu doğrultuda iyiliğin denizinde damla olmak isteyen herkese kucağını açıyor.